İlk İnsanların Bir Günü Nasıl Geçiyordu? – Nasıl Zorluklar Vardı?

İlk insanlar bugünün dünyasında yaşamadıkları için bugün olduğu gibi yaşam şartlarına sahip değillerdi.

Bundan 1.000 yıl önce yaşayan insanlarla bugünün insanlarını bir tutmak mümkün değil. Bundan 1.000 yıl önce yaşayan insanların bugün yaşayan insanlara göre daha rahat oldukları durumlar olduğu gibi, daha kötü olduğu durumlarda ne yazık ki mevcuttu. İnsanlar 1.000 yıl önce ve 2.000 yıl önce nasıl yaşamaya devam ettilerse her zaman tehditlerle karşı karşıya kalmışlardı. O dönemde farklı hastalıklar vardı, farklı tehditler vardı.

Bugün nasıl ki nükleer bombaların her an başka ülkeye atılması tehlikesi varsa, o dönemde bu tehdit farklı insanların sopalar veya taşlarla diğer insanlara saldırmasını içeriyordu. Bundan 2.000 yıl önce veya daha geç tarihlerde dünyada insan sayısının da çok daha az olduğu biliniyor. Doğduktan Ölüme Kadar İnsan Vücudunda Neler Oluyor?

Milyonlarca insanın yaşadığı bir dünyada insanlardan daha çok hayvanın olduğu tahmin edilirken, hayvanlarda o dönemde insanlar için hem tehdit, hem besin kaynağıydı.

Kesin bilgiler yok

Ancak ilk insanların bir günü hakkında mağaralarda çizilen resimlerden farklı herhangi bir bilgi olmaması akıllarda soru işareti oluşturuyor. Eğer ki ilk insanlar bir gün içerisinde ne yaptıklarını bir taşa veya kağıda yazsalardı bile o dönemde konuşulan dili anlamayabilecek olduğumuz için yine de nasıl yaşadıklarını, ne gibi tehditleri olduğunu ve neler yaptıklarını asla bilemeyecektik.

Bugünün bilim dünyasına göre bundan 30.000 yıl önce yaşayan insanların bir gün içerisinde çalışma veya benzer işleri yoktu. İnsanların o dönemde birbirlerinden korkup korkmadıkları konusunda farklı görüşler var iken, doğadaki hayvanların bazılarında olduğu gibi bir grup insanın sürü halinde yaşarken, bir grubun ise tek başına diğer insanlardan korkarak yaşamış olduklarına dair tahminler var.İlk İnsanların Bir Günü Nasıl Geçiyordu? – Nasıl Zorluklar Vardı?

200.000 yıl önce ortaya çıkan insanlığın 50.000 yıl önce modern insan olmaya başladığı bilinmektedir.

Yani bilimadamları tarafından insanların 50.000 yıldır daha modern oldukları, birbirlerine daha yakın oldukları ve konuştukları konusunda öngörüleri vardır.

Avcılık zorunluydu

50.000 yıl önce ve 200.000 yıl önce insanların yine doğada avlanması gerekiyordu. İlk insanların bir gününün büyük oranda besin bulmak amacı ile geçtiği, kalıcı olarak bir yerleşkelerinin ilk dönemlerde olmazken, daha sonrasında ise 50.000 yıl öncesinde kalıcı yerleşkeler bulmaya başladıkları tahmin ediliyor. İlk İnsanların Bir Günü Nasıl Geçiyordu? – Nasıl Zorluklar Vardı?

Yine bilimadamlarına göre ilk insanların bir gün içerisinde birçok farklı tehditlerle karşı karşıya kaldıkları, bu tehditlerden en önemlisinin ise doğada yer alan yırtıcı hayvanların saldırısına karşı açık olmaları gösteriliyor.

Pornografi ve çoğalma

İnsan yaşamının en önemli parçası pornografiden doğan çoğalmadır. 200.000 yıl önce insanların nasıl ortaya çıktığı bilinmezken, bu insanlar bir şekilde birbirleri ile cinsel ilişki yaşamış sonucunda ise insan ırkı daha fazla çoğalmıştır. Eğer pornografi olmasaydı, yani insanlar cinsel olarak birbirleri ile birliktelikten zevk almıyor olsaydı çocuk yapma istekleri olmayacağı için bugün insan denen primat olmayabilirdi.

İnsanlar diğer canlılara göre görece daha fazla düşünebilen, kendinin farkında olan ve kendisini bilen ve konuşan primatlar olarak tanınıyor. İnsanın tanımı bu iken, geçmiş 200.000 yıl önce insanların ilk dönemlerde konuşamıyor oldukları yönünde tahminler bulunuyor.

İlk insanların konuşamıyor olmasına rağmen birbirleri ile cinsel anlamda nasıl beraber oldukları, eğer birbirlerinden korkuyorlardı ise nasıl birliktelik yaşadıkları sorusu gündeme geliyor. Ancak bilim dünyasından uzmanlar bu konuda hiçbir şekilde bunun bulunmasının mümkün olmayacağına dikkat çekerek, ilk insanların bugünkü gibi birbirlerine güvenmediklerine çok yakından dikkat çekiyorlar.

İlk İnsanların Bir Günü Nasıl Geçiyordu? – Nasıl Zorluklar Vardı?İlk insanların yine birbirleri ile çoğalmasında en büyük etkenin cinsellikten ilk dönemlerden itibaren zevk alıyor olmaları gösteriliyor. Erkek ve kadının birbirleri ile beraber olması sonucunda dünyaya gelen çocuğun o dönemlerde bu döneme göre daha farklı süreçlerden geçip geçmediği ise merak konusu. Bugün 9 ay olan ortalama doğum sürecinin o dönemde nasıl geçtiği konusunda soru işaretleri varken, bazı iddialar o dönemde doğum süresinin daha kısa veya daha uzun olabileceğine işaret ediyor.

İnsanlık geçirdiği evrim sayesinde her geçen yüzyıl daha fazla gelişiyor. Bugüne oranla bundan 200.000 yıl sonra eğer ki insanlar yaşamaya devam edebilirler ise bugünün insanlarına göre gerek bedensel, gerek ise psikolojik açıdan çok daha farklı olmaları bekleniyor.

Bundan yüzyıllar önce insanların daha fazla dişe sahip oldukları bilinirken, bugün insanlar 32 diş veya daha az dişe sahip oluyorlar. Yine benzer olarak cilt tipi bile 200.000 yıl öncesine göre gelişmiş durumda. İnsanlar 50.000 yıl öncesinde cilt tipleri bugüne göre daha kıllı, daha kötü görünümdeydi. Bugün ise insanların cilt tipleri daha bakımlı, daha iyi görüntüye sahip ve erkekler bile daha az kıla sahip.

Erkek bedeninde kılların daha az olmasının modernleşen dünya ile yakından ilgisi olduğu, özellikle evrimin bir parçası olduğu iddia ediliyor.

İnsanın gelişim evreleri yaş grupları

  • Bebeklik (0-3 yaş)
  • Çocukluk (3-12 yaş)
  • Ergenlik (12-21 yaş)
  • Yetişkinlik (21-65 yaş)
  • Yaşlılık (65 yaş ve üzeri)

200.000 yıl önce ne olduğunu asla bilemeyeceğiz

Bundan 200.000 yı önce neler olduğunu bugünün insanları olarak asla net bir şekilde bilemeyeceğiz. Bunun sebeplerinden en önemlisi hiçbir kalıntı olmaması ve o dönemde olan insanların bunu bize bildirebilecek düşüncede olmaması. Bugünün insanları bile gelecek 1000 yıl sonrasına dair herhangi bir kalıntı bırakmayı düşünemezken, sadece bazı önlemler alıyorlar. Uzaya gönderilen teknolojiler gelecek 1000 yıl içerisinde yok olma tehdidi ile karşı karşıya iken, bundan 1000 yıl sonra eğer Dünya olursa ve insanlar olursa bugünün insanları hakkında ne bilecekleri bilinmiyor.

200.000 yıl öncesine oranla gelişmiş olan modern insanlık tarihinde birçok sorunla karşı karşıya kaldı ve bunun sonucunda en son haline geldi. Bugün bizler son insanlar değiliz ancak gelişmişlik olarak insan neslinin en son sürümü olarak adlandırılıyoruz.

Daha modern olmamız, daha fazla düşünmemiz mümkün iken bundan 200.000 yıl sonra gelecek insanlara göre ise daha az modern olabileceğimiz gerçeği gün gibi ortada.İlk İnsanların Bir Günü Nasıl Geçiyordu? – Nasıl Zorluklar Vardı?

200.000 yıl öncesine ait bilgilere erişmek mümkün olmadığından o dönemde insanların nasıl anlaşabildikleri konusunda da soru işaretleri bulunuyor. Bu soru işaretlerinden en önemlisi ise o dönemde insanların herhangi bir çatı altında yaşamamalarına rağmen soğuk hava şartları gibi şartlara tek başlarına nasıl karşı koyabildikleri, özellikle besin alımı konusunda nasıl zorluklarla karşı karşıya kaldıkları konusunda olan soru işaretleri olmakta.

İlk insanların bir gününde tahminen yaşadıkları zorlukları nelerdi?

Bilim bu konuda bize hiçbir bilgi vermiyor. Bu konuda yapılan hiçbir çalışma %100 doğruluk teyit etmiyor. Ancak tahminlere göre ilk insanların 24 saat içerisinde yaşadıkları zorluklar farklıydı. O dönemde ülkeler yoktu, insanlar için herhangi bir ülke sınırı yoktu, ancak 50.000 yıl öncesinde bile insanların herhangi bir ülke sınırı, yasalar veya benzer konularla sınırlandırılmadığı açık.

50.000 yıl öncesinde dünyada adalet sisteminin olmadığı, o dönemde insanların birbirlerine zarar verip vermedikleri konusunda soru işaretlerine de hiçbir zaman net yanıt bulunamadığını hatırlatalım.

Ancak ilk insanların özelikle kendilerini diğer insanlar dolayısı ile kendilerini tehlikede hissetmeleri durumunda kendilerini savunacak önlemler alabildikleri, yer değiştirebildikleri gibi iddialar mevcut.

Yine ilk insanların en fazla yaşadıkları zorluklardan bir tanesi de o dönemde yaşanan avcılık sorunuydu. Gıda bulmak bugün olduğu gibi para ile satın alınabilecek bir kolaylık ile elde edilemiyordu. O dönemde herkes kendisi ve ailesi için avlanmak zorundaydı. Bugüne oranla o dönemde insanların bulundukları ortamdaki hayvanları daha iyi bildikleri, buna göre avlandıkları ve gece ve gündüz kavramını bildikleri düşünülüyor.

Genelde sabahtan itibaren erkek primatların (insanların) avlanma için arayışa çıktıklarından söz edilirken, aynı zamanda doğada yer alan yeşillik ve benzer ürünlerinde o dönemde tüketiliyor olabileceğine dikkat çekiliyor.

Dünyanın 200.000 yıl önce çok daha yeşil bir yer olduğu tahmin edilirken, birçok insanın su bulabilecekleri yerlere yakın yaşarken, aynı zamanda yağmur sayesinde su saklama yöntemleri geliştirdiklerine inanılıyor.

Sadece besin değil, aynı zamanda su ihtiyacı nedeniyle o dönemde farklı su saklama tekniklerinin olduğu, bunların genelde yapraklar ve küçük yer oluşumlarının içerisine saklanan sular olduğu düşünülüyor.

Ancak bazı bilimadamlarına göre 200.000 yıl önce insanların bugün olduğu kadar fazla gıda ve suya ihtiyacı olmuyordu. İlk insanların su ve gıda konusunda bugün olduğu gibi belirli bir ihtiyacı olmadığı iddiasına karşılık o dönemde insanların daha kaslı sembolize edilmesine rağmen bu gelişimin ardında o dönemin zorluklarının yattığını iddia edenler mevcut. Yine benzer olarak avcılık ve doğal şartlar dolayısı ile kaslı insan görünümünün beslenme ile yakından olduğu iddiası da sürekli olarak gündemde kalıyor.

Yaşanan tek zorluk avcılık değildi. Yağmur, sel felaketleri ve benzer doğal afetler her zaman vardı. Ancak o dönemde insanların kalıcı olarak üs kurmadıkları ve sadece tek bir yerde yaşamadıkları gibi bu tür olaylar durumunda yer değiştirebildikleri, yeni yere alışım sürecinde zorluklar yaşasalar bile bunlara kısa süre içerisinde alışabildikleri tahmin ediliyor. Yine bazı araştırmacılar 200.000 yıl önce insanların yaşadığı en büyük tehditlerin gece saatlerinde olduğunu iddia ediyor.

Gece saatlerinde doğal ortamda yaşayan, herhangi bir ev içerisinde yaşamayan, ışık ve benzer herhangi bir aydınlatıcı nesneye sahip olmayan insanların başta sürüngen hayvanlar olmak üzere bugün nesli tükenmiş çok sayıda yırtıcı ve hayal bile edemeyeceğimiz hayvanlar için bir besin kaynağı olarak görüldüğü ve buna karşı kendilerini korumak zorunda olduklarına dikkat çekiliyor

Eğer ki ilk insanların o dönemde kendilerini özellikle gece saatlerinde korumazlar ise bunun sonucunun ölüm olacağına inanılıyor. Özellikle bazı iddialar insanların o dönemde ağaç altları gibi bölgelerde yaşamış olabilecekleri, ormanlardan uzak durabileceklerine işaret ediyor.

Toplu yaşam iddiası

2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre ilk insanlardan bir süre sonra insanlar 50.000 kişilik bir grup içerisinde yaşadılar ve kendilerini korudular. Bu 50 bin kişilik insan ordusu birbirlerine güveniyorlardı ve bu sayede doğal tehditlere karşı daha sert ve daha çabuk yanıt verebiliyorlardı.

Yine aynı araştırmaya göre insan nüfusunun 10.000 altına hiçbir zaman düşmediği, her zaman toplu olarak yaşadığı iddiası mevcut. Yine de bu konuda kesin bir bilgi bulunmadığı gibi, 10.000 insana kadar insanların birbirlerinden ayrı yaşamak zorunda kaldıkları ancak yakın bölgelerde yaşamayı sürdürmek zorunda hissettikleri tahmin ediliyor.

50 bin kişilik insan nüfusunun özellikle zaman zaman azaldığı, zaman zaman ise nüfus bakımından artığından söz edilirken, bu konuda araştırmaların doğru olup olmayacağı konusunda soru işaretleri maalesef her zaman için bulunuyor.

Milyonlarca yıl önceye dayanıyor

İnsanların hayvanlardan geldiği düşüncesi sık gündeme geliyor. 185 milyon yıldan daha önce Tiktaalik isimli bir omurgalı deniz canlısının ilk kez karaya çıkmaya başladığı, insanın ise bu canlıdan evrimleştiği iddiası bile gündeme geliyor.

Ancak bu evrimin nasıl olduğu, nasıl gerçekleştiği tamamen büyük bir soru işareti olarak yer alıyor.

Kaynaklar ve ileri okuma:

Bilimadamlarının görüşleri

https://peacenews.info/node/7741/first-peoples

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doğduktan Ölüme Kadar İnsan Vücudunda Neler Oluyor?

Doğduktan Ölüme Kadar İnsan Vücudunda Neler Oluyor?

Ekmek, Un, Süt Nasıl Bulundu?

Ekmek, Un, Süt Nasıl Bulundu?